Arslanköy Kültür ve Tanıtım Sitesi

 



  Anasayfa
  Tarihçe
  Mimari Yapı
  Sosyal ve Kültür
  Geçim Kaynakları
  Eğitim Şartları
  Gelenekler
  Ata Sözleri
  Resimler
  Uzaydan Arslanköy
  Yerleşim Yapısı
  Yerel Kelimeler
  Haberler
  Canlı Yayın
  Sohbet Odası
  Site Kadromuz
  Google Arslanköy
  Ziyaretçi Defteri

 


Arslanköy Kültür ve Tanıtım Sitesi
Tatilinizi Nerde Yapmak İsterdiniz??
Kesinlikle Arslanköy'de
Mecbur kaldığım için Arslanköy
5 Yıldızlı Otellerde
Arslanköy'ü hiç düşünmem
Hiç Farketmez

 
Arslanköy Linkler
 
 
DOLAR
ALIS

1.231 YTL

SATIS

1.2311 YTL

EURO
ALIS

1.8975 YTL

SATIS

1.9067 YTL

 


17
Mayıs
2008
17.05.2008

  Yapımcı
    Fevzi ÖZDEMİR
 
  Web Bakım&Destek
    Rüşdiye FREEDMAN
 
  Haber Sorumlusu
    Ali YILDIZ
 
  Sponsor
  
 


Eskiyle yenin birarada yasanabil

MAKBULE ABALI 'ARSLANKÖY GENÇLERİ'
 

Çocuk olmak ya da kadın olmak zordur bizim ülkemizde, ama genç olmak daha da zordur. Zaten genç olmak, dünyanın hiç bir yerinde kolay değildir. Zor yıllardır gençlik yılları; varlığını, kimliğini kanıtlamak için kuşak çatışmalarının yaşandığı dönemdir, nankör çağdır. Ülkemizde hele bir kent merkezinde değil de dağlık yörede çocuk ya da genç olmak yaşamanın, kendini gerçekleştirmenin bedelleri daha da ağırdır.  Yaşama direnmezseniz, zorluklarla kıyasıya mücadele etmezseniz kar fırtınasına yakalanmış gibi gelişigüzel savrulabilirsiniz.  
          Aslanköy’de genç olmak, yurdun bir başka yöresinde genç olmaktan farklıdır. Zorlu iklim koşulları mıdır yayla insanını daha dayanıklı kılan veya bulunduğu ortamdan dışa açılma ihtiyacı mıdır mücadele gücünü arttıran, bilinmez. Küçük yaşta iş yapmaya alışkındır, beceriklidir Aslanköy genci, zekidir, çalışkandır. Çizginin dışına çıkmak, kendisinden sonra geleceklere iyi örnek olmak zorundadır. Tıpkı kendisinden öncekiler gibi...
             Bir şey başarmak bir sorumluluktur, hatta bir zorunluluktur onun için.
            Bilmeyenler, gidip de görmeyenler için Aslanköy ne ifade eder acaba? Bin beş yüz  metre yükseklikte bir yayla mı, Mersin’e uzak ulaşılması güç bir belde mi, bazılarının deyişiyle demokrasinin temellerinin atıldığı yer mi, yoksa elmasıyla, suyuyla tanınmış bir yer mi?
            Aslanköy’ü, Aslanköylüleri tanıdıktan sonra benimsememek elde değil. Yirmi dört yıldır bir Aslanköylü eşi olarak benim de nüfus cüzdanımda Aslanköy yazıyor. Şimdi genç bir kız olan kızım çok önceleri sorardı: “Aslanköy’de aslanlar mı yaşar anne ?”, “ Aslanlar değil ama aslan yürekli insanlar yaşar.” derdim. Çocuklar için soyut bir cevaptı bu, ama ardından “Aslan yürekli insanlar nasıl insanlardır?” diye sorusu gelince açıklamak kolaylaşırdı.
            Yıllardır eğitim olduysa uğraşınız, Aslanköy’de önce çocuk, sonra genç ve sonra da adam olmanın ne anlamlar taşıdığını gözlüyorsunuz, seziyorsunuz, gördüklerinize dinlediklerinizi katıyor, anlamlandırıyorsunuz..
            Aslanköy’de yaşamayanlar bilemezler kışın nasıl da sert, acımasız olduğunu. Yoğun yağan kar, damların üstünü, evlerin önünü kapattığında kürekle atmak gerekir bıkmadan usanmadan. Okul bazen çok yakın, bazen de çok uzaktır. Yaşınız elverdiğince uçar adımlarla ulaşırsınız, yol kısalır ya da karda bata çıka gitmeye çalışırsınız yol bitmez. Rüzgar acımasızdır, yüzünüzü acıtır, elleriniz çatlatır ayaz. Yağmur durmadan yağabilir, çamur birikintileri oluşur yollarda. Oysa yazın nasıl da toz kalkar o yollardan.
            Çocuk ya da genç olmak, aynı zamanda yardımcı olmaktır aileye. Yazın hayvanlar vardır otlatılacak. “Mal canın yongasıdır, mal kıymetlidir.” Genç olmanın öncesinde, okul öncesi çağlarda çocuklar görürsünüz hayvanların önünde ya da ardında. Çocukluk çağında elindeki sopadır oyuncakları.
            İlk gençlik çağında delikanlılar ormanda odun toplayacaktır kış için. Genç kızlarsa çulfalık dokuyacaklardır analarıyla birlikte.
            Hiçbir köyde onca zeki insanı bir arada göremezsiniz herhalde. “Köyün delisi” var mıdır hiç duymadım. Genlerle aktarılan bir özellik midir akıllı olmaları? Onca akraba evliliğine rağmen nice sağlıklı bebeler gelir dünyaya her yıl. Çocuk ölümlerinin binde otuz altı olduğu ülkemizde sağ kalmayı başarırlar.
            Aslanköy çocukları, gençleri o yoksullukta dahi akıllı analarının yaptığı sağlıklı yemeklerle beslenmişlerdir. Bugün de genç kızlar, dengeli beslenme kurallarına uygun bu yemekleri öğrenip  yaparlar. Hormonlu ürünlerin, katkılı gıdaların giderek çoğaldığı dünyamızda mis kokulu tereyağı, katkısız bal, dumanı tüten nefis mayalı bazlama ile Aslanköy’de bir dost evinde yapılmış sabah kahvaltısındaki lezzeti başka hiç bir sofrada bulamazsınız.  
            Geçmişten bugüne ne çok öykü dinlenir aile içinde: Eşinizin gençliği sizi yıllar öncesine götürür. Çocuklarınız için bir masal gibi gelir anlatılanlar. Oysa gerçek yaşam öyküleridir her biri. İçindeki mücadelenin çabanın, emeğin olduğu uzun öykülerdir bunlar. 
            Sizde yıllar öncesinde binlerce genç arasından yatılı köy enstitüsünü kazanıp okuman, adam olmak uğruna, şimdiki atmış kilometrelik yolu o zamanlar yürüyerek iki günde kateden çocukların ya da gençlerini öykülerini dinlediniz mi?
            Okulunda binlerce genç arasında birinci olup, ayakkabısının altı delik olduğu için bir kaç dakikalığına arkadaşının ayakkabısını giyip ödülünü alanları duydunuz mu? 
            Kıtlıkta, yokluk günlerinde mısır koçanından yapılan ekmekle karın doyurarak mücadele verenleri ya da bir tahta bavula yük gemilerinde güvertede güneşten, sıcaktan içi bayılarak okumak uğruna Mersin’den Antalya’ya, Aksu’ya uzun zorlu bir yolculuk yaparak azimle güçlüklerin üstesinden gelenleri tanıdınız mı?
            Çok eski yıllarda küçük bir köy okulunda öğretmenden yeterince yararlanamayınca birleşip geceleri okulda başka bir öğretmenle çalışmayı deneyen, böylece hekim, müfettiş öğretmen olan gençleri dinlediniz mi? 
            Tübitak  araştırmalarının yapılmadığı, yarışmaların düzenlenmediği yıllarda kentten uzak bir dağ köyünde uçak denemeleri yapan gençlerin öykülerini anlattılar mı? Yoksulluk içinde yaşam savaşı veren, eşek üstünde bahçeye giderken dahi kitap okuyabilen, gerektiğinde simit satan, kundura boyayan, bir hırka bir pantolon ile öğretim yılını geçiren, gerçekten takdirname almaya layık onurlu, çalışkan gençleri kutlayabildiniz mi? 
            Yüz binlerce  gencin girdiği üniversite sınavlarında Türkiye derecesi yapabilen gençler de çıkmıştır Aslanköy’den. İçinden çıkan gençlerin kimisi okuluna müdür, öğretmen olmuş, kimisi sağlık ocağına doktor ya da hemşire. 
            Aslanköy’den kente uzak bir dağ köyünden bir avuç genç... sonra Türkiye’nin her yöresinde, her meslekten nice insan... Profesör, doçent, doktor, mühendis, hakim, öğretmen, asker, ebe, hemşire, polis, sanayici, işadamı... işini iyi yapan kafası iyi çalışan yüzlerce Aslanköylü. 
            Sadece bir alanda biri iki örnek dışında pek temsil edilmemiş Aslanköy. Doğa koşullarıyla mücadele etmişler, amansız fırtınalara direnmişler, hatta “çınaraltında” memleket meselelerini çok tartışmışlar ama siyaset arenasında ilkeli, tutarlı politika yapmaya aday gençler yetiştirememiş Aslanköylüler. Bunun da bir açıklaması var elbet.  
            Nedir Aslanköylü olmanın sırrı? Ortalama ömrün altmış beş olduğu bir ülkede akıl ve ruh sağlığı erinde olarak seksenleri aşabilmek... Havasından ya da suyundan mıdır? Kalıtsal mıdır? Alternatif tıbba kaynak teşkil edecek bitkisel yöntemleri mi? Aslanköy dağlarından toplanmış mis gibi kekik çayını içmek mi? Golden, starking elmalarıyla beslenmek mi? Dağlardaki otlarla beslenen keçilerin etinden kavurma yemek mi?
            Nedir Aslanköylü olmanın sırrı?
            Söyleşileri, fıkraları zekice buluşları, iletişimleriyle “duygusal zeka” düzeyleri de oldukça yüksek bu insanlar, sosyolojik bir araştırmanın konusu olabilirler.
            Okuyup ta köyünden ayrılıp meslek sahibi olanlar, onların çocukları, torunları yani yeni kuşak Aslanköylü gençler “sonradan olan Aslanköyler’dir. Ama onların da nüfus cüzdanlarında Aslanköy yazar. Bildiğim kadarıyla Aslanköylü olmak onlar için de gurur vesilesidir, onur kaynağıdır. Babalar, oğullarına, oğullar da torunlarına ısrarla sorarlar: “Nerelisin?” bekledikleri cevap “Aslanköylüyüm’dür. Aslanköylü olmak bir ayrıcalıktır.
            Yılların birikimiyle, değerlerin değişimi ve gelişimiyle oğullar babalarını, kızlar annelerini geçecektir elbet. Her kuşak bri öncekinden daha çağdaş, daha bilinçli, daha farklı olmak zorundadır. Babalarının abasının yerini kabanı almıştır artık. Pençeli postallar, markalı ayakkabılara dönüşmüş olabilir. Ya da çarıklar iskarpin, şalvarlar kot olmuştur. “Değişim” iskarpin, şalvar kot olmuştur. “ Değişim” kaçınılmazdır elbet.
            Ama eski gençler eski alışkanlıklarını ararlar halâ. Aslanköy’deki analarının el çabukluğuyla yaptığı mayalı bazlama süpermarketlerde isim değiştirip lavaş olmuştur. Övceldeki pazı yaprağı bile ıspanakla yer değiştirmiştir.
            Aslanköylü bir genç olmak ayrı, nüfus cüzdanında Aslanköy yazmak ayrı, halen orada yaşayan bir genç olmak başkadır elbette. “Okullu” olmayanlar da işlerini iyi yapıyor bildiğimiz kadarıyla...  Örneğin; bazı ziraat mühendisleri daha ustaca aşı yapıp fidan dikiyor, ürün alıyorlar. Arıcılıkla uğraşanlar yaşamı akıllarıyla bal eylemişler. Olumsuzlar hiç mi yok. Var elbette. Yoksullukla baş etmek kolay değil. Bahçeyle uğraşanlar acımasız doğa koşullarına direniyorlar halâ. Yedigöz gibi bir dünyanın içinde su sıkıntısı bile çekebiliyor zaman zaman.
            Her yörenin kendine özgü özellikleri vardır elbette. İklim ve doğa koşulları insan psikolojisini de etkiler kuşkusuz. Güneyin insanı kendine has özellikleri taşır. Ya güneyde olup da bir dağ köyünde, beldesinde olmak... Ya da “aşağı cayır cayır yanarken, bin beş yüz  metrede “ yukarıda” serin serin yaşamak farklıdır elbette.
            İnsanın kendi geliştirme isteğine maddi durum engeldir bazen. Hedefe ulaşmak, amaçlarını gerçekleştirmek imkansız gibi görünür. Çabayı destekleyecek maddi manevi güce ihtiyaç vardır. Doğru yerde doğru zamanda doğru insanlarla karşılaşmanın adı şanstır zaten. Öyle bir zamanda paylaşma, dayanışma güç katar insana. 
            Aslanköy’de genç olmanın bir sorumluluğu vardı: önce çocuk olabilirler çocukluklarını yaşamadan; sonra yetişkin olabilirler belki rahata erişmeden; ama her şeyden önce adam olmak, insan olmak zorundadırlar.
            Keşke şimdi yetişkin olan eski Aslanköylü gençlerden beyni, gönlü, yüreği genç kalanlardan bir gönüllü ordusu oluşturulsa da yeni gençler de eki gençlerin yolundan, izinden gidebilse. Kılavuzları çok belki ama yol gösteren, ışık tutan birilerini arıyorlar.  

            Dağın ardında umut var. Bir ışık yakıp el uzatmaya, yoldaş olmaya var  mısınız?

Makbule ABALI

Yapimci
     



Kullanıcı:
Parola :

 


Üye Olmak için Tıklayın
 
Şifremi Unuttum

Köşe Yazarlarımız

Kara Tahta

Tekin ÖZDEMİR

-BAKINIZ YILLARIN KOMPEDANI NE DİYOR!!!

Biraz Mizah

Fevzi ÖZDEMİR

-Arslanköy'de Uçak Kazası

diYORUM

Gülperi FATİH

-İrticanın Dibi Yoktur....*

Cevapsız Kalan Sualler

M.Ayhan ŞAFAK

-YAŞAM NEDİR ?


  Ziyaretçi : 604909
  Toplam Üye : New Page 1
  Ziyaretçi Notu:1698
  Yayın T.:09.12.2003
  Resim Sayisi:92
  Link Sayısı :5


 

Flash/ASP Instant Messenger


Open Messenger
 

 

Arslanköy Kültür ve Tanıtım Sitesi

Kar Manzarası

Kar Manzarası


Arslanköy Kültür ve Tanıtım Sitesi
Yer :
Kelime :